İNSAN NEDEN GİZLİ İLİŞKİ YAŞAMAK İSTER?

Günümüzde hala birçok kültürde kadınlar, kendisine bir kimlik kazandıracak erkeklerle hayatını birleştirmenin birçok şeyden daha önemli olduğunu düşünüyor. Bu bakış açısıyla bir erkek ne kadar tanınmış ve yükselmiş bir kişi ise, bir kadın için onun dikkatini cezbetmek o kadar değerli hale geliyor. Bu da kadınlara, özellikle de kendine karşı güvensiz olan kadınlara, güçlü erkekler tarafından tanınma isteği verir. Güçlü bir erkek onlarla ilgilenmeden önce sanki görünmez gibi olan bu kadınlar, ancak o erkeğin sayesinde görünür hale gelirler.

Oysa gerçekte, kadınların o çok istediği erkeğin “eşi olmak” toplum açısından pek de bir anlam ifade etmez. Bir erkeğin eşi olarak bilinmek, ancak o erkek ünlü bir kişiyle ve bu ilişki kamuoyu tarafından bilinen bir ilişkiyse önemli hale gelebilir.

Aslında burada kadın, cinsel bir oyunun nesnesi haline gelir. İşte asıl mesele de bu noktada başlar. Kadın ile erkek arasındaki ilişki, yasak bir ilişki gibi görülmeli ve kulaktan kulağa yayılırken güçlü erkeğin, o kadın karşısında nasıl savunmasız düştüğü anlatılmalıdır. Böylelikle bu hikayede kadına da bir nebze güç kazandırılmış ve varlığı kanıtlanmış olur.

aşk-1

Kadınların o çok istediği erkeğin “eşi olmak” toplum açısından pek de bir anlam ifade etmez.
Bu aslında çok tanıdık ve eski bir hikaye. Birçok asistanın yönetici olan erkeklerle ilişkileri, hastanın doktoruyla ilişkisi bunların en tipik örnekleri sayılabilir. Hatta çeşitlendirmek gerekirse, birçok kadın avukat, bankacı, restoran şefi gibi erkeklere ilgi duyar. Bunun sebebi, o kişilerin özel hayatlarındaki tutumlarından ziyade kamusal alandaki güçleri olarak açıklanabilir.

Ancak çoğu kadın, bu fantezilerin bir noktadan sonra gerçek hayatta aradıkları romantizmden uzak olduğunu fark eder ve gerçeklere geri döner: Yanı başında oturup kitap okuyan erkeğin, ofisteki çalışma arkadaşının, kendisini dikkatlice dinleyen bir erkeğin daha kıymetli olduğunu fark eder.

Yine de bazı durumlarda hayatın gerçeklerine dönmekte zorluklar yaşanabilir. Kimi zaman hepimiz bu fantezilere takılı kalıp, duygularımızın tüm zamanımızı kaplamasına neden olabiliriz.

Bu fanteziler gerçek ilişkilere dönüşse bile maalesef genellikle uzun ömürlü olmuyor. Bunun nedenlerini kestirmek ise çok zor değil. Dünyanın en güçlü adamıyla da evlenseniz, neticede herkes benzer insani özelliklere sahip. Hayalinizdeki kahraman akşam yemeği geç kaldığı zaman herkes gibi mutsuz olabilir, sizin sevdiğiniz televizyon programını izlemek istemeyebilir, şarabın iyisinden anlamayabilir veya lisede favoriniz olan müzikleri bilmeyebilir.

İnsanın ulaşamayacağı şeyleri istemesi, hepimize Havva’dan miras kalmış olabilir. Her şeyi yiyebileceği söylenmiş ancak Havva sadece zehirli elmayı seçmişti. Karbonhidrat diyetindeyken hepimizin en çok yemek istediği şey makarna ve ekmek olur, şeker yememeniz gerekiyorsa küçük bonbonlar dünyanın en çekici şeyi haline gelir, uzun bir iş seyahatindeyken bir an önce evinize dönüp yatağınızda uyumak istersiniz ancak evdeyken de lüks bir otel odasının hayalini kurarsınız.

aşk-2

Eğer ilişkinizi test etmek istiyorsanız sevdiğiniz rengi, en yakın çocukluk arkadaşınızın ismini, en sevdiğiniz şarkıyı, en sevdiğiniz tatlıyı bilip bilmediğini sorun.
Aynı şekilde bazı kadınlar, herhangi bir sebeple hiçbir zaman ilişki kuramayacağı erkeklerin hayalini kurar. Peki imkansız olan şey aynı zamanda mümkün olabilir mi? O güçlü adam, gizliden gizliye sizi arzulayıp ama bir yandan da sizin onun hayatınızın aşkı olduğunu toplum önünde inkar edebilir mi?

Bu soruya verilecek en kısa yanıt şu: Evet, emin olun yapabilir. Bunun sebebi ise sizi mümkün olduğunca gizli saklı tutmak istemesidir. Uzun yanıta gelince, onun bakış açısına göre böylesi bir yasak ilişkiden cinsel arzularını tatmin ederken, kamuoyu önüne çıkıp bunu gerçek bir insanlar gerçek bir ilişkiye dönüştürmek istemeyebilir. Bunu istememesinin en basit nedeni doğum günlerini, en sevdiği renkleri ve başka kişisel özelliklerini aklında tutmak istememesi bile olabilir.

Eğer ilişkinizi test etmek istiyorsanız sevdiğiniz rengi, en yakın çocukluk arkadaşınızın ismini, en sevdiğiniz şarkıyı, en sevdiğiniz tatlıyı bilip bilmediğini sorun.

Kendinize de onu her haliyle sevip sevmediğinizi sorun. Ona duyduğunuz hisler parayla mı, sahip olduğu etkiyle mi ilgili? Onun sahip olduğu konumu, ününü mü seviyorsunuz?

Daha sonra aldığınız yanıtları bir araya getirin ve tekrar düşünün…

Kaynak:
Psychology Today