Biri kahvaltıya mı gidelim dedi?

Biri kahvaltıya mı gidelim dedi?

Sırf, yıllardır tanıdığı balıkçısından alışveriş yapmak için birkaç saatlik yola üşenmeyen müdavimleriyle ünlü Balıkçılar Çarşısı, Nevizade’ye rakip sıra sıra fasılcılar, meşhur nam-ı diğer Sosyete Semt Pazarı ve yediden yetmiş yediye herkesin uğramadan geçmediği pasajlar… Bunları duyar duymaz tek bir yerin ismini mırıldandığınızı duyar gibiyim. Evet, Beşiktaş. Son yıllarda İstanbul’un her yerinden sayısız müdavimler edinen bir başka simgeye daha sahip bu semt, Beşiktaş Kahvaltıcılar Sokağı. Peki, nedir bu yeni fenomenin sırrı? İnsanları oluşan kuyruklarda bıkmadan usanmadan beklemeye motive eden küçük esnafları beraber inceleyelim.

Beşiktaş’a yolu yalnızca sahilde oturmak için düşenlerin ya da Ortaköy’e geçerken en fazla çarşı içinde bir yerlerde yemek yemek için mola verenlerin bilemeyeceği arka sokak lezzetlerinin boylu boyunca sıralandığı bir yer Kahvaltıcılar Sokağı. Hani çoğunlukla ağız dolusu “Evet, Beşiktaşlıyım” diyenlerin bildiği çok da göz önünde olmayan küçük ama samimi esnaflardan oluşan bir sokak. Beşiktaş’ta geçirdiğim dört yılın ardından kendimi bir Beşiktaşlı olarak atfedebilirim sanıyorum ki. İşte bir Beşiktaşlı olarak Kahvaltıcılar Sokağı’nda her gidişimde başka keyif aldığım, gelen her arkadaşımı mutlaka götürdüğüm birkaç favorim var.  Semtin kalbinde, Ihlamurdere Caddesi’ne paralel bir şekilde birbiriyle kesişen Çelebioğlu Sokak ile Şair Veysi Sokağı, hafta sonu yüzlerce kişiyi ağırlayan, birbirinden eşsiz lezzetleriyle gerçek bir hafta sonu keyfi vaad eden bu kahvaltıcılara ev sahipliği yapıyor. Kısacası, “Siz Ihlamurdere’ye çıkın orada kime sorsanız gösterir” dedikleri yerlerden.

Bunların arasında bu sokakta ilk denediğim kahvaltıcı olan Reçel Türevleri ile başlayalım. Kapıda bekleyen misafirlerine de çeşit çeşit kanepelerden oluşan ikramlarla jest yapmayı ihmal etmeyen Reçel Türevleri, servis ettikleri tek kişilik minik kavanozlarını da aynı zamanda sattıkları kapakları kumaş ve kurdele ile süslenmiş kiloluk kavanozlarını da tam anlamıyla “anne şefkatiyle” hazırlıyor. Çömezlik dönemi sayılabilecek bir sürede bu kadar çok hayranının olmasının sırrı da anne elinin değmiş olmasından geliyor zannımca. 32 kişilik bu samimi mekân sabahın yedi buçuğunda başlıyor misafirlerini ağırlamaya ve patatesten tutun da kekiğe kadar 41 çeşit ev yapımı reçel ikram ediyor konuklarına. Arkadaşlarımla ben, farklı tat olarak havuç, alıç, limon, turunç ve katırtırnağı çiçeği reçellerini denemiştik. Turunç reçeli ise gözdemiz olmayı başarmıştı. Klasikler arasındaki incir, böğürtlen, karadut, vişne ve çilek reçellerinin lezzetini zannederim söylemeye gerek bile yok. Deneyin ve kendi favorinize siz karar verin derim.

Sırada ünü semt sınırlarını aşmış neredeyse herkesin en az bir kere gittiği gitmediyse bile adını çokça duyduğu meşhur Pişi var. Hafta sonu kapısında uzun kuyrukları, sıralarının gelmesini sabırla bekleyenleri göreceğiniz Pişi, adını bir çeşit hamur işi olan pişi geleneğinden alıyor. Gider gitmez boş masa bulmanın neredeyse imkansız olduğu bu mekân iki elin parmaklarının sayısını geçmeyen elemanıyla sabah 10’dan akşam 10’a konuklarını ağırlıyor. Saat 15’e kadar çikolatalısından, peynirlisine, sosislisinden sadesine envai çeşit pişi seçeneği sunan Pişi, bu saatten sonra kendilerine has tarifleriyle hamburger seçeneği de sunuyor.

Nesilden nesile geçmiş aile yadigârı minik kahvaltıcı Pando, semtin en eskisi.  Diğer bir deyişle Beşiktaş’ın koca çınarlarından. Birkaç masası ile misafirlerini ağırlayan bu şirin mekân, misafirlerine süslü tabaklar, envai çeşit menüler değil de, aslında kendi başına masayı dolduran meşhur bal-kaymak ikilisini ya da dumanı tüten taze bir bardak çay/süt sunuyor sadece. Öyle ki müdavimleri ev yapımı taze kaymak alabilmek için sıraya giriyorlar. Sade ama her lokması ayrı leziz bir kahvaltı vaad ediyor anlayacağınız. Siz de zincir dükkânlardansa samimi arka sokak lezzetlerini tercih edenlerdenseniz hafta sonu listenizin başına Pando Kaymak’ı yazmanızı şiddetle tavsiye ederim. Pişman olmayacaksınız.

Sokağın bir diğer oyuncusu ise adını kendilerine has pizzalarından alan Baykuş. Mekana adını veren özel tarif Baykuş Pizza, bazlama üzerine rendelenmiş kaşar, onun üzerine ince ince dilimlenmiş sucuk veya isteğe bağlı sosis tabakasına bir adet yumurta kırılıp fırına verilerek hazırlanıyor. Fırından çıkar çıkmaz üzerine doğal zeytinyağı gezdirilip dağ kekikleri serpilerek servis ediliyor. Ve ben şu an anlıyorum ki en kısa zamanda eski dostları bir ziyaret edip kendimi ödüllendirmeliyim.

Semtin eskilerinden bir diğeri var sırada. Erzincan’dan gelen zengin menüsüyle Akmaz Çeşme Sokak’ta bulunan Çakmak, kahvaltıcılar sokağında kavurmalarıyla nam salmış durumda. Kavurmanın yanında ise başta halis muhlis Erzincan tulum peyniri ve rakipleriyle yarışır cinsten leziz menüler sunuyor. Deneyip vazgeçmek mümkün değil.

Peki, burada geçireceğiniz bir hafta sonu kahvaltısına ne kadar ödeyeceğinize gelirsek fiyatların aşağı yukarı birbiriyle aynı olduğunu da hesaba katarak dolu dolu bir masada en fazla kişi başı 15 ile 20 tl gibi bir hesapla karşılaşacağınızı söyleyebilirim. Kendi deneyimlerimden yola çıkarak anlattığım bu mekânlara uğradıktan sonra kararınızı vermenizi öneririm. Bunlardan herhangi birini deneyimler deneyimlemez kendinizi içten içe Beşiktaşlı hissedeceğinizden eminim. Şimdiden afiyet olsun…

Yazar: Ayşenur Tuncay

Kaynak: www.zete.com