Alışveriş, İhtiyaç, Duygusal Tatmin, Çılgınlık

Alışveriş, İhtiyaç, Duygusal Tatmin, Çılgınlık

Alışveriş yapmak kimi zaman kadınlar için bir tutku ya da bir zafer mi? Peki, daha da ileri boyutlarda bir saplantı halini alabilen bir noktaya gelirse? İşte, bunun önüne geçebilmek, kendini dizginleyebilmek tamamen bizim elimizde. Söylerken ne kadar kolay gözükse de aslında uygulamaya gelince bir o kadar çetrefilli.

Alışverişin, özellikle de kız çocuklar açısından hayatın erken dönemlerinde büyük bir meseleye dönüştüğünü söylemek mümkün. Örneğin; arkadaşının doğum gününe giden ve arkadaşlarına oranla daha mütevazı bir hediye alan çocuk, arkadaşlarının markalı hediyeler aldığını görünce kıyameti koparma potansiyeline sahiptir. Çünkü bu onun için bir nevi “eziklik”tir. Ya da arkadaş grubu içinde kız çocuklarının birbirlerini kafalarındaki tokadan ayakkabılara kadar nasıl süzdüğü aşikârdır.

Böylelikle yavaş yavaş kadınların alışveriş tutkusu başlar. Zamanla alışveriş bir ihtiyaçtan çok duygusal tatmine dönüşür. Çünkü genelde kadınlar mutlu olduğunda ama çoğunlukla da mutsuzluk bahanesinin arkasında en sadık dost alışveriştir. Bir şeyler satın aldıkça, boy aynalarında yeni sezon parçalarını deneyerek geçen zamanda sözde kendini daha iyi ve güçlü hissetme durumu ortaya çıkar. Yani alışveriş kimi zaman kadınlar için bir kurtarıcı niteliğinde olumsuzluklardan kaçış durumudur.

Shopping-Spree1

Uzman Klinik Psikolog Merve Büyükkucak, ”Yapılan araştırmaların alışverişin sinir ve öfkeyi değil ancak o an için üzüntüyü hafifletici etkisi olduğunu gösteriyor” diyor. Büyükkucak aynı zamanda üzüntü yaşayan insanların genelde üzüntülerin kaynağını başkalarıyla ya da şansla açıklamaya daha meyilli olduklarını vurguluyor. Bu nedenle alışveriş de bu kaybedilen kontrol hissini onarma aracı olarak kullanılabiliyor. Çünkü alışveriş; nerede alışveriş edeceğiniz, hangi mağazadan satın alacağınız ve ne alacağınız gibi birçok kişisel seçimi ve dolayısıyla kişisel kontrolü içinde barındıran bir aktivite.

I-shopping-shopping

Ama alışverişi hayatınızın merkez noktasına koyduğunuz anda işler biraz daha karmaşık bir hal alarak popüler alışveriş bağımlılığı problemini ortaya çıkıyor. Alışveriş bağımlılığı, özünde kişiye psikolojik ve ekonomik açıdan büyük sorunlar yaşatabilecek bir sorun. Maalesef günümüzde gerek reklamlarla, gerek firmaların çeşitli pazarlama stratejileriyle bu bağımlılık adeta pazarlama dünyası tarafından her birimize dayatılıyor. Önemli olan bunun karşısında bilinçsizliğe kapılmadan, markalar ve pazarlama stratejilerinin indirim taktiklerine yenik düşmeden hareket edebilmek. Duygusal boşluğunuzu doldurmak için alışveriş sığınılacak doğru liman olmadığının farkına varmak ise potansiyel alışveriş bağımlılığının önüne geçebilmenin ilk adımı olabilir. Alışveriş bize kısa süreliğine bir kendi kendini tatmin hissi verse de önemli olan var olan duygusal boşluğunuzu daha verimli şeylerle doldurabilmek.

Nöroloji Uzmanı Dr. Mehmet Yavuz’a göre alınacak bazı kişisel önlemlerle bu giderek yaygınlaşan bağımlılığın üstesinden gelmek mümkün.  Eğer böyle bir potansiyeliniz olduğunu düşünüyorsanız daha çok nakit para ile alışveriş yapmaya yönelin, böylelikle ödeyemeyeceğinizin üzerinde kredi harcamamış olursunuz.
Bir alışveriş listesi yapmak ve o listedekiler dışında bir şey almamaya özen göstermek de gereksiz harcamalara karşı bir başka etkili yol olabilir.
Alışverişe yalnız çıkmamaya özen gösterin ki yanınızda sizi frenleyecek bir arkadaşınız cüzdanınız alarm vermeden önce sizi frenleyebilsin.  İnsanın kendisini kötü hissettiği anlarda rahatlamak için yürüyüşe çıkması veya soluğu spor salonunda alması ise içinde bulunduğu geçici ruh haliyle baş etmenin hem sağlıklı hem de en zararsız yöntemi olacaktır.
Aslında kişinin içinde bulunduğu durumdan duyduğu rahatsızlığı defedebilmesinin temel ve değişmez tek bir şartı var ki o da bu hoşlanmadığı var olan alışkanlıklarını değiştirmek.

Hepimiz işte tam da bu noktadan, değişime kendimizden başlayarak bunu başarabiliriz.

Yazar: Sezin Darmar

Kaynak: www.zete.com